25 Kasım 2008 Salı

MERCAN ım Bölüm 2

Bende doyamadım Mercanımı anlatmaya. Aslında ben zaten ona doyamamıştım ya.
Evimize geldikten sonra yaramaz ve oyuncu bir kedi izlenimi yaratmasına rağmen aramızdaki bağ gün geçtikçe arttı. Önce babam fark etti. Senin geldiğini biz hemen anlarıyoruz derdi. Meğer Mercan benim gelmemi hisseder kapıda beklemeye başlarmış.
Evde onsuz yatamazdım. Abimde birtek onunla yatmak isterdi. Alıp onu yatardı. Yatakta epeyde bir oyun oynarlardı. Yatağın içine bile hapsederdi. Bende her akşam ikisi yatsın diye beklerdim inatla. Ee işin keyfi orda, abimi delirtmek. Onlar yattıktan sonra yatıp seslenirdim ‘Mercan ben yattım.’ Sonra sayardım 3olmadan gelir, hemen ben zaten hazırlıklı açmışım yorganı, hooop içeri. Abimde katıldı oyuna onu zorla tutmaya çalışırdı, ama ben birkere seslenmişim nafile bir çaba. Her gece beni tırtırlarıyla uyuturdu. En güzelide sabah uyandığımda yastıkta kafalarımız yanyana uyanmamız olurdu. Beni yine güne tırtır eşliğinde hazırlardı. Her çocuk gibi gece uyanıpta korktuğumda ilk kontrol ettiğim Mercanın yanımda uyuyup uyumadığı olur, uyuyorsa döner arkamı uyurdum. Zaten hep uyumuştur bende ne diye korkarak uyanmışsam.
Ortaokul zamanım geldiğinde, küçük evlerin getirdiği gürültüde ders çalışmanın yolunu geceleri erken yatıp sabah günlük ders programıma göre sabah 5 lerde kalkarak çalışmaya başladım. Tabi bisküvisiz ve o zamanki keyfim kakaosuz olmaz. Ben yerimde Mercan bakarmı, asla hep derin derin uyur. Ben sessiz sedasız kalkıp, en ince beceri ile bisküvileri alıp, en sessiz şekilde ısırdığım ilk anda yanımda bitip ben ne yiyorum diye kontrolden geçmem kaçınılmazdı. Tabii aldığım bisküvilerin yarısı benim yarısı da onun midesine inerdi. Ya bende az değildim her gece aynı oyunu oynardım.
Gün geçtikçe o benden daha çabuk olgunlaşmaya başladı.Abimle, annemle, babamla, babaannemle olan kavgalarımda önce sessiz kalıp seyreder, sonrada hemen yanıma gelip tarafını belli ederek beni sakinleştirmeye, üzüntümü almaya çalışırdı.
Her yaz Ayvalığa gittiğimizde evin kalabalığından hiç hoşlanmazdı. Ne yapsın bütün kışı evin tek şımarığı olarak geçirdikten sonra, manevi annesi Zeytin ve manevi kardeşi Momocan ile geçirmek onu biraz dışarı iterdi. Mercanımla yürüyüşe çıkmak, eve ilk önce kim varacak gibi çocukça gelebilecek tüm oynaşmaları yapardık. Evde yanlışlıkla dahi olsa
tırmalamadığı bir ben vardım. Ayvalık kedisi olduğunuda yediği bamya suyuna batırılmış ekmek içiyle belli ederdi.
Bizim Zeytinimiz de tam bir kaplandı. Çevredeki tüm köpekleri arkasına aldığı Mercan ve Momocan la hizaya sokma kabiliyeti ilede zekasını da ortaya koyardı. Mercanın da manevi annesine vefa borcunu hep arkasında kalarak bu şekilde ödediğine inanıyorum.
Bizim büyümemiz hep böyle koşturmayla geçmiştir. İki kardeş olarak büyüdük. Abim kızmasın şimdi ama, o zamanlar o ve kuzenim kardeş - ben ve mercan da bir kardeş olarak büyüdük.
Bir kedinin verdiği sevgi yine sığmadı…

2 yorum:

Ayça dedi ki...

Senin geldiği anlardık tabi, Mercan "Manuuuuu" "Maaanuuuu" diye seslenirdi kapının önünde... Şaka gibiydi yaaa... Gözlerimle görmesem, duymasam, şahit olmasam, abartılıyor derdim... "Maanuuu" diye seslenirdi yaaa...

SMİLENA dedi ki...

daha önce bizim de bahçede bir kedimiz olduğunu söylemiştim galiba.ben de onu sevmeye doyamıyorum.camı açar açmaz çok uzakta bile olsa hemen sesi duyup deliler gibi koşup camımın altına gelip resmen konuşuyor benle.nasıl güzel bir duygu.hele yemek saati gelipte ona yemek verince aynen bebekler gibi agucuklar yapıp söyleniyor.oğlum da anne teşekkür ediyor diyor.iyi ki hayatımızda varlar.çok seviyorum pisicikleri

sevgilerle...