21 Kasım 2008 Cuma


Ekmek almak demek bizim evimiz de bir olay bir şaşaadır. Helede dışarı bakıp hava güneşli ise hemen kızım anneannesine yapışıp, ‘anneanne sende gel. Ben seni elinden tutar götürürüm. Sen arabada oturur beklersin. Ben seni indirmem arabadan.’
Niyetim evin ekmeğini alıp gelmek, birde bakarsınız aile gezisine dönüşmüş. Annem saolsun yaşadığı hastahane maceralarından dolayı anca elinden tutularak yürüyebiliyor. Kızımda öğrenmiş bunu, güya onu hiç yormuyor.
Asıl yorulan benim. Bir elimde annem öbür elimde yollara fırlamasın diye kızım, ayağımızın dibinde fırsattan yararlanıp dışarıya çıkmak için bizi takip eden pamukla beraber dışarı çıkarız. Arabaya varınca rahat bir nefes alabilmek ne güzeel bir duygudur.
Eve gelipte herkesi yerli yerine oturtturunca (annemi koltuğuna, kızımda artık evde nereye fırlar ise) işte ferahlama dakikaları başlar benim için. Ama kaç dakika olacağı belli olmaz çünkü heran ya kızım benden birşeyler istemeye başlar. Kağıt, makas, boya kalemleri, sulu boya, izlenecek film, binilecek at… sanki evden günlerce uzak kaldıkta özlemiş edası ile. Yada annem yorulduk bahanesi ile dinlenmek için çay, kahve ister.
En çok havaların bozulmasına ben mi sevinmeliyim. Aç telefonu bakkala gelsin ekmek. Ne benzin parası, ne iki elin dolu gezinmek ve iki büklüm kalmak, ne de on dakikalık iş bir saatlik gezmeye dönüşmesi olmaz.
Tüm bunlar beni yorar ve gererken, onlar küçük salonumda mutlu bir şekilde kahveyi nasıl birbirlerine içireceklerini tartışıyorlar. Kaşığı kim tutacak, aman üstlerine dökülmesin havlu sermek lazım mı, parmakla içilip içilmeyeceği, vs..
Bende kahvemle onlara bakıp sadece gülüyorum. Yakında okul çağı gelince (benimde hedefim olan iş hayatıma dönebilmem) onların arasına gün içerisinde belli bir aralıkta uzaklık koyacak. Annem gün geçtikçe daha çok yaşlanıyor, kızım da tersine çok çabuk büyüyor.
Bende gün geçtikçe daha fazla olgunlaşıyorum ve yaşlanma günlerimin yakınlaşmasını bekliyorum. İleride annem gibi olabilirmiyim?. Torunumla içiçe günlerim, kavgalarım, gülüşmelerim, yaramazlıklarım olur mu.
Umarım annemden daha yaramaz olurum…

Not: Tüm bu koşuşturma içinde biz yine Pamuk hanımı sokakta unuttuk. Neyseki apartmandan birilerini eğitmişte kendini önce dış kapıdan sonrada iç kapıdan geçirtirip içeri almalarını sağlıyor. Evin yolunu kendi buluyor. Birde tabağına mama koyabilse..

1 yorum:

Ayça dedi ki...

Seviyorum sizi:))
Gözümün önünde canlandı yazdıkların... Türkan Teyzem ve Başak Hanım... Pardon pardon Pamuk kızımızı da unutmamak lazım...
Canımsın sen benim:)